Şerife Nur ZORLU
Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler


Bu makalede popülizmin sosyal bilimlerdeki etkisini, hangi ülkelerde ne şekilde
uygulandığını ve diğer ideolojilerden farkını tartışacağız. Değişen dünya düzeninde farklı
fikir yapılarının ortaya çıkmasıyla birlikte popülizmin ideoloji mi yoksa sosyal bilimin
boşluğunda oluşan dar bir fikir akımı mı olduğunu ele alacağız.
Popülizm ayrı dallara ayrılır. Diğer ideolojilerden farklı olmasının sebebi fikir yapısının
sürekli değişmesi, belirli bir kalıba sokulmamasıdır. Marksizm ya da liberalizm dediğimizde
aklımızda canlanan temel görüşler popülizmde canlanmaz.
Popülizmi üç kuşaktan inceleyebiliriz. Birinci kuşak kırsal popülizmdir. İlk Rusya’da
görülmüştür. İkinci kuşak halk-elit ayrımı üzerinde durur. Anti-kapitalist ve anti-komünisttir.
Latin Amerika’da görülmüştür. Proleter sınıfı bu iki olgudan farklı şekilde değerlendirir.
Üçüncü kuşak ise sağ ve sol popülizm olarak ayrılan noktadır.
Popülist sosyal bilimcilerin halk ve yobaz-elit ayrımı üzerinden gitmesini örnek verebilsek
de popülizm, Latin Amerika, Kuzey Amerika ve Batı Avrupa’da farklı şekilde ele alınmıştır.
Latin Amerika’da kapsayıcı popülizmi görürken, Batı Avrupa ve Kuzey Amerika’da dışlayıcı
popülizmi görürüz. Buna siyasal ve stratejik popülizm baskısını örnek olarak verebiliriz.
Latin Amerika’da sol popülizmin görülme sebebi asırlarca sömürge hakimiyetinde olmasıdır.
Fakat sol popülizm Marksizm’den farklıdır. Marksist popülist eleştirilerden yola çıkarak,
popülizmin modernleşme teorisi ile aynı paralellikte ilerlediğini söyleriz. Marksizmin sınıf
bilinci algısı yerine popülizmde daha geniş perspektif bakılarak halkı koyması da nedenleri
arasındadır. Örnek olarak Brezilya ve Arjantin’de gördüğümüz ikinci kuşak popülizm
antikomünist ve anti-kapitalisttir. Sağ popülizme örnek olarak Amerika Birleşik Devletleri’ni
(Donald Trump dönemi ağırlıklı) söyleyebiliriz. Yine de diğer ideolojilerden kabul görmez.
Cas Mudde gibi araştırmacılar popülizmin zayıf- merkezli ideoloji olarak kabul etmiştir.
Margaret Canovan ise halk, demokrasi, egemenlik ve çoğunluk iradesi olarak ayırmıştır.
Popülizm sosyo-ekonomik yapının etrafında oluşmak yerine, iktidarın gücü elde etmesinde
kullanılmıştır. Buna örnek olarak Türkiye’nin 1950-60 yılları arasında Demokrat Parti’nin
izlediği politikaları, Adnan Menderes’in “gerekirse hilafeti getiririz” tarzında manipülatif ve
baskın sözleri popülist yaklaşıma örnek gösterebiliriz. Ayrıca Adalet ve Kalkınma Partisinin
iktidar olduğu dönem boyunca uyguladığı politikaları da popülizme örnek verebiliriz.
Popülizmi destekleyen iktidar sahipleri, ülke içerisinde siyasi ayrımı keskinleştirir.
Muhalefeti yobaz-elit kesim olarak gösterirken, iktidar sahipleri kendilerini halkın sesi olarak
lanse eder. Seçimler ve ortaya atılan düşünceler kutsallaştırılır. Bu durum ülke yönetiminde
otoriter rejimi doğurur ve demokrasiye zarar verir. Popülizm belirli bir siyasi zümrenin
gücüne güç katarak çevreleyebilir. Bunun dışında kalan kurum, kuruluş, basın-medya
özgürlüğü ve halkın kendini farklı ifade etme çabasını absorbe eder. Demokratik yollara karşı
itici güç olur. Otoriterliği güçlendirir bu da anayasal yapıya zarar verir.
Popülizm ideoloji midir? Sorusuna gelecek olursak, salt bir yapısı olmadığını, farklı yollara
kolayca evrilebildiğini ve eline siyasi gücü alan yapının çıkarlar uğruna dönüştürebileceğini
görmekteyiz. Yukarda verdiğim Türkiye örneği popülizmin ideoloji olmadığı kanıtına başlı
başınca örnektir. Popülizmin dar ve zayıf merkezli yapıya sahip olması ideoloji olarak kabul
görülmemesine sebep olduğunu da söyleyebiliriz.
Popülizmi dört maddede inceleyebiliriz. Siyasal, stratejik, söylemsel ve ideolojik.
Siyasal tarzda popülizm örneğini yukarıda iktidar ve yozlaşan demokrasi yönünden ele
almıştık. Stratejik açıdan bakarsak yine aynı şekilde ülke yöneticilerinin manipülasyonunu
söyleyebiliriz. Söylemsel olarak popülist yöneticiler keskin, sert ve tehditkâr olabilirler.
Popülizm liberal demokrasiye de karşıdır. Popülist yaklaşım halk adına her şeyin
yapılabileceğini ve sınırsız olunması gerektiğini savunur.
Popülizm günümüz dünya düzeninde ne kadar ülke politikalarının birincil sebebi olarak
görülmese de demokrasi ve düzen için tehditkârdır.