Sanayileşme nedir? Nasıl başlamıştır? Nasıl bir yol izlemiştir ve nasıl bir serüveni vardır? Sahi biz günümüz teknolojisine nasıl ulaştık? Bu yazı serisinde; severek öğrendiğim sanayileşmeden yola çıkarak, günümüz teknolojisine nasıl ulaştığımızı anlatmak istiyorum. Tarih ve teknoloji severleri biraz düşündürdüğüm bir yolculuğa çıkaracağım. 😊

İlk olarak “Sanayileşme nedir?” sorusunu cevaplamak isterim. Sanayileşme; var olan üretimin, yeni buluşlarla daha verimli hale getirilmesi ve üretimin artırılmasıdır. Sanayileşme evrimsel bir süreçtir. “Nasıl yani, devrim değil midir?” diye soranları duyar gibiyim. 😊 Hayır, devrim değildir çünkü sanayileşme bir olgu, süreçtir. Bir anda değil, bilgi birikimi ve yeni buluşlarla birlikte yavaşça gerçekleşmiş bir evrimdir, gelişimi günümüzde de hala devam etmektedir. Bu evrim nerede ve nasıl başladı? Nerede son bulacak? Beni en çok şaşırtan ve heyecanlandıran kısmı burası: Sanayileşme anne ve babalarımızın evlerinde başlamıştır! Bu cümlemi aklınızda tutun ve şimdi gelin ufak bir beyin fırtınası yapalım, düşünelim.

İnsan ateşi nasıl bulmuştur? Yemek pişirmeyi, ev inşa etmeyi nasıl öğrenmiştir? Elinin ateşten yandığını ve canının acıdığını nasıl anlamıştır? Yazının devamını okumadan ufacık duralım ve düşünelim. Düşündükten sonra devam edelim. 😊 Hepsinin cevabı “deneyip, yanılarak” tır. İnsan; çevresini, kendisini ve yaşadığı Dünya’yı deneme-yanılma yöntemiyle öğrenmiş ve bilgisi arttıkça yeni buluşlar üretmiştir. Ateşi kullanmayı öğrenip cam üretmiş, ürettiği cam ile evlerini süslemiş ve yemeklerini saklamıştır. Daha sonra yemekleri cam ile koruyamadığını fark etmiş ve kendisine “bunları bozulmadan nasıl muhafaza ederim?” diye soru sormuştur. Yeni çözüm yolları aramış, bolca düşünmüştür. Nesiller boyu insanlık düşündüklerini biriktirmiş ve sonraki nesillere aktarabilme kaygısı yaşamıştır. Bu bilgi aktarımını yapabilmek için insanlık yazıyı keşfetmiştir. Yazı gibi çoğu buluş ihtiyaçtan dolayı keşfedilmiş, üretilmiştir.

Sanayileşmenin anne ve babalarımızın evinde başlama sebeplerinden birisi de budur. Var olan bilgi birikiminin ve geleneksel üretimin; deneme-yanılma, merak etme, ihtiyaç, nüfusun artması, insan yaşamının uzaması vb. itici olaylarla değişip, dönüşüme uğramasıdır sanayileşme. Her zaman düz bir çizgide ilerlememiş ve toplumun gelişimiyle paralel olarak ilerlemiştir. 18. Yüzyıl İngiltere’sinde başlayan sanayileşme hem ekonomik hem de toplumsal değişimin sonuçlarından birisidir. Aile içi üretim (ev içi üretim de denir) sanayileşmenin ön aşamasıdır. Aklınızda tuttuğunuz cümleyi hatırlama zamanı geldi veee karşınızda evlerimizde başlayan sanayileşme yani “aile içi üretim”! İngiliz halkının evinde yaptığı dokuma, tekstil vb. üretimler yeni geliştirilen teknikler ve buluşlarla artıp hızlanarak sanayileşmeyi bize getirmiştir. Bunu öğrendiğimde çok şaşırmıştım çünkü sanayileşmeyi düşündüğümde aklıma evde yapılan üretim değil, fabrikasyon üretim geliyordu. Sanayileşmeye büyük katkısı olan ve buhar makinesini icat eden James Watt’ı da saygıyla anmak istiyorum. James ve onun gibi meraklı insanlar sayesinde günümüzde yıkanabilir ve kolay erişebilir ürünler tüketiyoruz. Günümüz sanayileşmesi, teknolojisi, üretim ve tüketimi geçmiştekinden çok farklı. Geçmişte yaşam şartları çok çok zordu ve günümüz şartlarıyla kıyaslanamaz.

Aile içi üretimden yola çıkarak geldiğimiz günümüz teknolojisinde artık çok daha farklı konular gündemimizde. Yapay zekâ, akıllı ev ürünleri, küreselleşme, tüketimin azaltılması, doğanın korunması vb. konular gündemimizi oluşturuyor. İnsanlık yaşadığı ve düşünmeye devam ettiği sürece; sanayileşmenin, değişimin, dönüşümün ve gelişmenin devam edeceğini düşünüyorum. Descartes’ın dediği gibi “düşünüyorsak varız”. 😊 İkinci bölümde bu yazının devamı olarak ev içi üretimden nasıl fabrikasyon üretime geçildiğinin serüvenini anlatacağım. Tekrar görüşmek dileğiyle.

Elina Günay ÖZDEŞ

Kaynakça:Rönesans’tan Bugüne Modern Avrupa Tarihi – John Merrıman